Öykü -2-

Eski Bayramlar

Seniye son bardağı da duruladı. Bulaşık sepetine kuruması için bıraktı. Epey yorulmuştu. Ama değmişti yorgunluğuna. Şöyle bir baktı mutfağına. Yine pırıl pırıl olmuştu. Seniye sen bu işi biliyorsun dedi kendine. Gülümsedi. Aklına bayram için Mine’ ye aldığı kıyafet geldi. Ütülenmesi gerekiyordu. Ayakkabıları denememişti daha Mine. Eyvah ya tam gelmezse dedi. Koşarak yan odada yatan Mine’ nin yanına gitti. Mışıl mışıl uyuyordu Mine. Ellerini yastığının altına koymuştu. Üstü de açılmıştı. Seniye acaba uyanır mı diye düşündü. Aman dedi olmazsa siyah üstü bantlı ayakkabısını giyer diye düşündü. Denemekten vazgeçti. Siyah bantlı ayakkabıları boyamak lazımdı. Sabah yapacaktı. Hele bir denesin olmazsa bakarız, ben de uyusam iyi olacak dedi. Sabah erken kalkılacaktı. Esnedi. Saate baktı. Saat oniki olmuştu. Temizlikti, yemekti derken vakit nasıl geçmiş anlamamıştı. Yatağına gitti. Uzandı. Aklına çocukluğunda yaşadığı bayramlar geldi. Ne güzel geçmişti çocukluk günleri. Doya doya oynamıştı kardeşleriyle, mahalledeki, okuldaki arkadaşlarıyla… Çocukluğunun hakkını vermişti…

Çocukluğunun mutlu bayramlarını düşündü…

Mutluluğu düşündü. Küçük bir çocuk için mutluluk neydi ki o zamanlar? Çocukluğunu düşündü. En keyif aldığı halini düşündü. Kendinden geçercesine saatlerce oyun oynamaktı. Evet sadece oyun oynamak…. Mine’nin kıyafetlerine baktı. Kırmızı etek üzerine de beyaz gömlek… Mine özenle seçmişti diğer kıyafetlerin içinden. Ne kadar sevinmişti. Yarın onun için çok önemli olacaktı. Mine’ nin üzerini örtmemiş olduğunu hatırladı. Kalktı ve gidip Mine’ nin üzerini örttü. Yüzüne baktı. Uykusunda gülümsüyordu. Alnına minik bir öpücük kondurdu. Mine mırıldandı. Arkasına döndü ve battaniyesine iyice sarılarak uyumaya devam etti. Seniye mutfağa geçti. Bir bardak su aldı kendine. Suyunu yudumlarken çocukluğuna döndü yine…. Üstünde başında ne var? Yeni mi eski mi? Güzel mi çirkin mi? Yakışmış mı yakışmamış mı? Az mı çok mu? Düşünmüş müydü bunları? Hatırladı. Sadece bir kere…. Bayram yaklaşırken “baba demişti bak sadece bu ikisi var tam gelen… Kalmadı babacığım giyeceğim” demişti…. O bayram kırmızı eteği ile krem bluzü olmuştu… Gözleri yaşlandı. Babası gelmişti şimdi de aklına… Uykusu iyice kaçmıştı… Düşünmeye devam etti. Hatırlamaya çalıştı. Annesinin kardeşiyle kendine diktiği pijamalar, basma, pazenden şalvarları geldi aklına. Kasabada herkes şalvar giydiğinden, özenip diktirmişlerdi. Arkadaşı Nilay geldi aklına. Okul dışında sık sık oynarlardı. Bazen onların evine de giderdi. Annesi Meryem teyze ne severdi. Nilay ile ona takım etek dikmişti bir keresinde. Ne mutlu olmuştu Seniye o zaman. İçi sıcacık oldu. İç çekti. Özlem duymuştu o günlere işte… Gecenin bu vaktinde nerelere gittin Seniye dedi kendine…

Bayramları düşündü yine… Komşu teyzesinin içine bayram harçlığı koyarak verdiği mendil geldi aklına. Uçları fistolu çiçek desenli beyaz bir mendildi. Sahi o mendil neredeydi şimdi? Uzun yıllar saklamıştı onu. Sabah olunca sandığı arayacaktı…

Seniye ‘nin babasının durumu iyiydi. Düzenli maaşı vardı. Bir de evleri olacaktı. Memlekete dönmek lazım diye düşünmüştü babası. Seniye’ ye sormuş muydu? Seniyenin bütün arkadaşları buradaydı oysa… Memlekette ev yaptırıyorlardı. Yemekten kesmek olmazdı. Kıyafet ne kadar alsan da hepsi çaputtu işte. Büyükkannesi öyle derdi. Kurtuluş savaşı günlerini yaşamıştı. “Karıncalar yerin kumunu bile gıdım gıdım yerler” derdi. Kıtlık yaşanan günleri yaşamıştı. Seniye de birşey istemezdi ki zaten. Düşünceliydi. Bolca kitabı da vardı okuyacağı nasılsa… Zorladı kendini biraz daha o günlere dair … Okula giderken siyah önlük, beyaz yaka yetiyordu… Okul dışında sokakta oyun oynamak vardı. Taşla, topla, çomakla, iple oynanan oyunlar. Yeni kıyafete gerek yoktu ki. Sadece rahat olsun yeterdi. Zaten hiç de düşünmemişti. Herhalde çıplak da değildi ya… Herhalde ergenliğin başladığı zamanlara denk gelmişti… Büyümeye başlamıştı. Üzerine yapışan kıyafetler rahatsız ediyordu. Utanıyordu da… Evlerinde büfe aynası dışında başka aynaları yoktu. Büfenin aynasına eğilip bakardı. Tüm vücudunu göremezdi. Pencereyi keşfetmişti. Elbiselerini giyer, sedirin üzerine çıkar pencereden yansıyan görüntüsüne bakardı… Aynayı silmemişti aklına geldi… Sabah girişteki boy aynasını da silmeliydi. Mine giyinince doğru aynanın önüne giderdi. Ayna da temiz olmalıydı. Bayramda her yer pırıldamalıydı. Öyle görmüştü annesinden Seniye. Her bayram öncesi evlerinde bulunan altı kapıyı silerek annesine yardım ederdi. Sonra da kapıya tırmanırdı… Gözlerinin önüne kapıya tırmanmış hali geldi. Kahkahayı patlattı. Etrafına bakındı. Napıyorsun Seniye evdekileri uyandıracaksın dedi… Yine gülümsedi kendi kendine de konuşmaya başlamıştı sonunda…. Büfenin aynasının önüne oturmuş hali geldi aklına şimdi de… Saçlarında sarmış olduğu legolar, kavuniçi renkli güneş gözlüğü ile aynaya bakan halini… Bu sefer ağzını iyice kapattı ses çıkarmamak için. Legolar tarak gibi dişli ve birbiri içine giriyordu. Saçına sardığında işe yarıyordu. Bukle bukle oluyordu saçları. Annesi bigudi takmazdı. Nereden gelmiş ki aklıma diye düşündü. Aynayı bu kadar seviyordum da neden ayna istememiştim ki dedi yine kendi kendine. Her halde ev yapımı her şeyin önüne geçmişti. Doğru ya dedi… Aklında “arkadaşlarıma her iki bayram kıyafet alınırdı bana bir bayramda” cümlesi… Bu cümleyi sohbetlerinde yeri gelince hep söylemişti. Ama kimdi onlar hiç hatırlamazdı… O yıllarda hep öyleydi… Arkadaşlarının çoğunun babası ya çiftçi ya işçiydi, bakkal fırıncı gibi esnaftan olan da vardı… Babası memur olan azdı. Memurların durumu iyiydi o zamanlar… Anneleri çalışan arkadaşı da çok azdı. Alışveriş alışkanlığı diye birşey yoktu ki… Düşününce biraz toparladı. Hatta biraz da rahatladı. Demek ki bir Seniye değildi böyle düşünen… Büyükkannesi çoraplara yama yapardı o zamanlar… Birgün okulda bir arkadaşının ayakkabısı ayağından fırlayınca görmüştü yamalı çoraplarını ve içi ısınmıştı da… Kim derdi ki bir yamalı çorap yüzünden aşık olunurdu? Seniye dur artık… Gülmekten karnım ağrıyacak, yeter artık…. Sanırdın senden dertlisi yok… Ama bu dert değilmiş anladın mı sonunda? … Ne süslüymüşsün sen 🙂 Belki de süsünden beğenmedin kıyafetlerini? Olabilir miydi acaba?…. Ah keşke o yıllarda farkına varaydın ya… Şimdiki aklınla o günlerde olaydın ya… Seniye öyle olsa şimdiki sen olurmuydun ya? ….

Bir de hep bunu derler… Olurdum ya olurdum işte…. Bolca olaydı da aralarından zor seçeydim ya kıyafetlerimi… Her şey zamanında güzel… Hadi yat uyu artık… Yarın bayram… Giyelim en güzel giysilerimizi… İyi bayramlar Seniye iyi bayramlar sana…

Penceremden İnciler

Yayınlayan

“Öykü -2-” üzerine 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir