Hayalim

Bir kitapta  okumuştum (adını hatırlamıyorum) : ”Hayallerinizin gerçekleşmesini istiyorsanız eğer,onları bir yere yazın” diyordu. Bu yazının başlığı, bu nedenle oluştu; sayfam ile ilgili hayalim. Aslında yayınladıktan sonra, ”Kitabım” menü başlığı altında olacaktı. Ama hayallerin gerçekleşmesi konusunda, yazılanlara, söylenenlere bakınca vardır elbet bir bildikleri dedim ve belki böyle daha çabuk gerçekleşir diye oluşturdum. (Buradaki büyülü olmayan sözcük ”çabuk”sözcüğü. Çabuk demeyeyim de, olunca; bir kitap kadar olunca yazdıklarım, diyeyim.) Üstelik de 2019 ‘un hemen öncesinde dilek dilemiş ve evrene de mesaj göndermiş oldum böylelikle 🙂

Eğitim sistemimiz nedeniyle, ilk öğretim yıllarından liseye gelene kadar her şey öğretiliyor bizlere ve böylece her şey hakkında  da bilgimiz oluyor. Çekirdekten öyle yetişince de, armut bazen elma, elma bazen armutmuş gibi yapıyor. Hatta olgunluğunda çağınızın, okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi de bırakmamışsanız eğer, eğitimden nasibinizi almışsanız yani şanslıysanız da  her konu da uzman olabiliyorsunuz. Yani doğal olarak uzman sayısı da artıyor tabi. Ama merak etmeyelim armut armuttur, elma da elmadır fıtratı gereğince. Yazımın burasında, elma armut benzetmesi bana çağrışım yaptırttı ve  ”armut ağacı aşılansa elma olur mu?” diye sordum Google’ye. Bakın hala öğreniyorum. Öğrenme işi hiç de bitmeyecek. Öğrendiğime göre, aynı familyadan bir başka ağaç aşılanırsa, aşılanan ağaç o ağacın meyvesini verirmiş. Örneğin; eriğe ve vişneye kiraz, elmaya armut aşılanabilirmiş. Aynı familyadan olmayan ağaçların aşılanmasına da bir örnek mevcut. Akasyaya kiraz aşılama örneği. Bir rivayete göre, akasyada gövdeye matkapla bir delik açıyorsunuz ve o delikten kirazın bir sürgününü geçiriyorsunuz sürgün o delikte gelişiyor ve deliği kaplayana kadar o delikte büyüyor deliği kaplayıp da iyice sıkışınca ana gövdeden kesiyorsunuz. Söylenen o kirazın orada geliştiği şeklinde. Bu örneğe bakarsak çok zahmetli olduğunu görüyoruz. Yani baya zahmetli bir yol. Armuttan elma oluşturmak daha az zahmetli. Ama yine de bir uğraş gerektiriyor. Burada, armut elma olma sorumluluğunu almayı istiyor mu öncelikle bunu sormak gerekli. Armutun, elma olmayı istemesi ve elma olma sorumluluğunu almayı istemesi, bu isteğinde sebat etmesi ile oluşur bence. Armut, elma olmak için kendini kendini aşılayamaz; aşılama işini, birilerinin  yapması gerekir ve bu kararlılığı  göstermeleri  gerekir. Armut, armut olarak da kalabilir, elmaya da dönüşebilir.

Sözün kısası, bu kıssayla ne demek istediğimi anlamışsınızdır sanırım. Amacım ”yazarlık mesleği” sorumluluğunu almak değil. Benim zaten bir mesleğim var. Yazar olmak bir alt yapı gerektirir, süreklilik gerektirir, eserler yaratmayı gerektirir. Burada yaptığım; gittiğim resim, tiyatro atölyesi, konuk olduğum ve bir kerelik katıldığım yazma atölye çalışmasından yola çıkıp yazmayı da deneyimleme çabamdır. İlk kez yazmıyorum gerçi. Okul yıllarımda edebiyatım hep iyi olmuştu. Kompozisyonlarım, öğretmenlerimin övgüsünü kazanmıştı. Birikimim de hayat okulunda oldu; herkesle aynı. Daha sonrasında da yazmalarım devam etti. Acil serviste çalışırken nöbet defterimiz vardı  🙂 . Bazı arkadaşlarım ertesi gün ne yazdım diye heyecanla okurlardı yazılarımı. O zamanlar eğer kızdıysam nöbette olmuşlara, çok uzun ve kargacık burgacık yazardım. O haliyle bile severlerdi. İşyeri hekimliği yaparken ise öneri ve tespit defterleri vardı. Buraya da bolca yazardım. Buraya yazılmasını işverenler pek istemezlerdi. Olumsuz da olabildiğinden, işimiz bunları da yazmak olduğundan da olurdu bu. Olumlu olanlarını, yapılması gerekenleri yaptıklarında da  mutlaka  düzeltmeleri de yazardım. İşverenler bundan memnun olurlardı. Sağlıkta kayıtlar çok önemlidir. Söz uçar yazı kalır denir ya ondan da önemliydi bu defterlere yazmak. Yasal görevdi. Bu sayfada ise yazma şeklim daha farklı. Daha sakin, rahat ve bir yerlere gidip gelme zorunluluğum da yok. Stresim olmadan yazıyorum. Stres olmayınca da yaratıcılık rahat nefes almaya başlıyor. Müziğin sesi daha iyi, güzel geliyor. Yazılarımı, atölyede oyalanan bir çırak yazmaktadır. Bundan da keyif almaktadır. Hobisel bir uğraş diyebiliriz. Yazmak dediğim gibi şu anda her şeyin önüne geçti. Her ne kadar bazen geçmişten yazsam da akışta olmamı sağladı. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Bildiğiniz su gibi akıyor. Bunu sevdiğim için de yazabildiğimce yazmayı istiyorum. Çünkü sevgiyle, heyecanla yaptığım bir şeye dönüştü. Bana göre ben çalışıyorum. Ama sevdiğim şeyi yapınca da pek de çalışıyor gibi değilim. “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız. ” Konfüçyus demiş. Bu sözü çok severim. Buradaki yazılarım hepsi birer çocuğum gibi de oldu. En iyi okuyucum da kendimim. Dönüp dönüp okuyorum ve gerçekten de çok beğeniyorum  🙂 .  Yazıları, danışmanım oğlum yedekliyor sürekli. Bu arada yılbaşı tatili için geldi, mutluyum. Sitede yapılması gerekli olanları tamamlayacağız birlikte. Ondan öğreneceklerim var. Yazılarımın kaybolmasını istemiyorum ve elimde de derli toplu olarak bir kitapta olmasını istiyorum. Araştırdım bir yayınevinde gördüm belki diğerlerinde de vardır :“Az adetli Yayın Paketi”. Diyor ki yayınevi : ”Diyelim ki yazmış olduğunuz bir teziniz, romanınız ya da şiir kitabınız mevcut ve siz eserinizi kendi adınıza resmi olarak tescillemek istiyorsunuz, ‘Az adetli Yayın Paketi ‘ böyle bir durumda tam da size göre bir paket!  ” İşte istediğim bu. Üzerinde yandaki resmim olabilir. Kitabımın adı da ”Penceremden İnciler”. Birkaç bölümden oluşacak tabi: Sanat atölyeleri; mutfak, resim, tiyatro, seyahat, koruyucu sağlık, büyüklere masallarım şeklinde.Tarih sırasına göre bölümlere ayırmadan da olabilir.Hepsi yazma atölyesinde oluştu sonuçta. Seslendirme atölyemden ise CD olabilir; kitabın yanında hediyesi şeklinde mesela. İnstagramda, polianneincinin takip ettiği ve takip edildiği kişiler arasında bir yayınevi var, “Az adetli Yayın Paketi” de onların. Ama eğer faydalı olacaksa yazılarım, daha da fazla basılsa ve daha çok okuyana ulaşsa, tabi ki mutlu olurum. İnstagram, twitter hesabı da açtım  takip edebilmeniz için. Günümüzün de gereği oldu artık. Zorla takip edemezsiniz, yazılarımı, paylaşımlarımı. Severseniz ve beğenirseniz olur takip de. Şimdiye kadar ilgiyle okuyan arkadaşlarıma, yazılarda bahsi geçen ve bu nedenle kendileriyle yazılarımı paylaştığım ve yorum bırakan arkadaşlarıma, tanıdığım, tanımadığım yazılarımı okuyan sizlere, okuyanlara, okuduğunuz ve okuyor olduğunuz için  çok teşekkür ederim. Elimden geldiğince  devam edeceğim ben de. Hepinizin sevdiği işi yapması dileğiyle hepinize mutlu bir yeni yıl dilerim. Mutluluklarınız daim olsun. Selam ve saygıyla…

(Bu yazı da kitaba giriş yazım olabilir  🙂 )

Bugünkü ben olmamda katkısı olanlara ithafen  ❤️…

Penceremden İnciler