Silinen Evler

Çocukluğumun anavatanından dönünce, beş eve gitmeden önce uğradım çocukluk yazımın şimdiki yerine…

Yaşadığım yere yakın olunca şimdiye kadar çekmemiştim fotoğrafını sokağın. Koruma alanı değildi; başlayınca dönüşüm belki dayanamayabilir ranta sokağım, silinebilirdi istemesek de…

Karşı ev silinmişti mesela, dönmüştü koca boşluğa. Ne anılarımız vardı orada. Evler gitti, evler silindi, kaldı anılar dimağlarımızda… Sofralarımızı paylaştığımız insanlar; kimi gitti cennete, kimi gitti miras kalan arsaya dikilen apartmana, kimi gitti uzağa…
Sokağın bulunduğu kocaman yer de küçüktü, şirindi eskiden…
Eşekler geçerdi gece karanlığında köhünler dolu tütünlerle ve hatırlarım eşeklerin
anırma seslerini…

Tütün dizerdik bazen de yardım için silinen evdeki komşuya. Birbirine yapışmış çatal yaprakları bulmak için yarışırdık. Tütünü sıyırarak kırarlardı, demet yapardık o yüzden. Dizerdik kocaman iğnelere, biri değneğe takardı, sonra da kurutmaya… Tütün yapraklarının içlerinden çekirgeler de çıkardı, zıplardı ve gülerdik kahkahalarla. Acıkınca bandırıp suyuna keyfine varırdık yemeklerin…

Tarlalarından içinden buz gibi soğuk su akan arıklar geçerdi. Silinen evdeki dedemin kocaman şeftali tarlasına giderdik yürüme, ceviz ağacına kurulmuş  salıncakla gökyüzüne çıkar, kuyunun dibinde ne var onu merak
ederdik; dinlerdik kuyuda yankılanan seslerimizi. Atları da vardı, bindirirlerdi ve gezerdik. Bunun için hiç ata binmedim demedim. Çeşit çeşit şeftali ağaçları vardı, dalından toplar yerdik. Silinen evdeki ninemin kocaman şeftali tarlasındaki kagir evin önündeki ocakta pişerdi ikram yemekleri: Yoğurtlama, taze fasülye ve niceleri…

Ne severdim ‘yoğurtlama’ yı; dığanda kızarmış patates, biberler, havanda dövülmüş sarımsak ve kendi ineklerinden çaldığı yoğurtla buluşurdu, üzerine de zeytinyağı gezdirirlerdi, yanında da ev yapımı turşuları…

Tadı kaldı damağımızda, silindi evler, silindi insanlar… Silinen evlerde gördüm cennete erken gitmeleri, gidenin arkasından çalınan bando müziğinin ağlama etkisi yaptığını ve öğrendim gidenlerin arkasından ağlandığını… Silinen evlerin bahçesinde tanıdım ortancaları, küpelileri ve kocaman kara eriğin açan çiçeklerini ve daha nicelerini  ve böylece sevdim çiçekleri, dostluğu, komşuluğu, öğrendim aynı anneden ve babadan olunmasa da kardeş olunabildiğini…
Şimdilerde şirin kasabamızda koca bir canavar yaşıyor. Yerden yakıtını sağlamak için  tüneller kazdı, taşımak için raylar yaptı tarlalara, yemeğini yedikçe gaz çıkarıyor ve tüm kasabanın üzerine üflüyor. Mis havaya artık karıştı şaibeler… Bazen kapkara bulutlar yağmur olup iniyor ekinlere. Ekinlere karıştı şaibeler… Siliniyor tarlalar, siliniyor insanlar… Çektim fotoğrafını sokağın. Şimdi silinmiş yer boş ama dolacak ve olacak üç yuva.
Onlardan var bir isteğim: Ortanca, küpeli, kara erik bir de şeftali dikin.

2021′ deki hali…

4 Nisan 2023’ten….

Kim inanır ?

Bir zamanlar burada

İnek damı olduğuna…

Silinen yer satıldı

Kentsel dönüşüme katıldı

Dört aileye oldu

Dört yeni yuva…

Balkonlar dolar mı bilmem?

Küpeliyle ortanca…

Güle güle oturun komşular!

Konforun tadı başka…

Kara erik ile şeftali

Kaldı anılarda…

Penceremden İnciler

2 thoughts on “Silinen Evler

  1. Dilek says:

    Birbirine yapışmış çatal yapraklar İçin biz de yarışırdık,ne tatlı,ne güzel günlerdi çocukluğumuz.Hiç oyuncağımız olmamasına rağmen çok çeşitli oyunlarımız vardı…..Adeta benim çocukluğumu kaleme almışsın, çok güzel????

  2. admin says:

    Dilek çok teşekkür ederim.Su aynı,hava aynı ..büyüdüğümüz yerler ve zamanlar…
    ”Aynı kavağın kaşıklarıyız” bizler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir