Bilge Ağacın Fısıltısı

Çok eski zamanlarda, unutulmuş bir ormanın derinliklerinde, dalları göğe uzanan yaşlı ve bilge bir ağaç yaşarmış. Bu ağaç, sıradan bir ağaç değilmiş; her yaprağı, her dalı, hatta kabuğundaki her çizgi, binlerce yıllık hikayeleri fısıldarmış. Onu özel kılan ise, sadece dinlemeyi bilenlere kendini açmasıymış.Bir gün, kalbi sıkıntıyla dolu genç bir gezgin, ormanda yolunu kaybetmiş. Ne yöne gitse, dertleri peşini bırakmıyormuş. Yorgun argın, bilge ağacın gölgesine sığınmış. Başını ağacın serin gövdesine yasladığında, yaprakların hışırtısı kulağına farklı gelmeye başlamış. Sanki ağaç, sessizce bir şeyler anlatıyormuş.

Gezgin gözlerini kapatmış ve dinlemeye başlamış. Yaprakların fısıltısı, ona toprağın derinliklerinden aldığı gücü, her bahar yeniden doğuşu, rüzgarla dans edişi ve en şiddetli fırtınalara bile nasıl direndiğini anlatmış. Ağaç, hiçbir zaman meyvesini kimseye zorla sunmamış, gölgesini esirgememiş, odununu istemeden vermemiş. Sadece var olmuş, yaşamış ve vermiş.

Gezgin dinledikçe, kalbindeki yük hafiflemeye başlamış. Ağacın fısıltısı, ona hayatın inişlerini ve çıkışlarını, tıpkı mevsimler gibi kabullenmeyi öğretmiş. Her düşüşün bir yükselişi, her kaybın bir kazancı olabileceğini hatırlatmış. Ağacın köklerinin toprağa sıkıca tutunduğunu düşünürken, kendi köklerini, kendi özünü hatırlamış.

Dallarının göğe uzanışına bakarken, hayallerini ve umutlarını yeniden yeşertmiş. Saatler geçmiş, güneş batmış. Gezgin, ağacın gölgesinden ayrılırken artık aynı kişi değilmiş. Omuzlarındaki ağırlık gitmiş, yerini derin bir sükûnete ve anlayışa bırakmış.

Ağaç ona yol göstermemiş, sorunlarını çözmemiş; sadece kendi içindeki bilgeliği bulması için sessizce eşlik etmiş.

Gezgin artık biliyormuş ki, hayatın fırtınaları ne kadar şiddetli olursa olsun, içindeki bilge ağacın fısıltısını dinleyerek her zaman yeniden yeşerebilirmiş.

Penceremden İnciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir