İftarlık Pideler!

“İftarlık pideler!” İki sözcük bizi çok eskilere götürür bazen…  

Kafasında  fırından yeni çıkmış sıcacık ve susam kokan pide dolu tepsisiyle “İftarlık pideler! Yeni çıktı fırından! Eski şehir unundan!” diyerek giden  pideci çocuk, arkasından “dam bada dam bada dam tıtırıkk dam tırık” sesleriyle ortalığı gümbürdeterek gelen davulcu ve onlara kah gülerek, kah pidecinin söylediklerine eşlik ederek koşuşturan çocuklar… Ezan okunup, top patlatıldıktan sonra ailece yenen iftar yemekleri… Davulcunun her sahurda maniler söyleyerek  sokağımıza gelişi… Ramazanın son günlerinde de tek tek evlere uğrayıp bahşiş toplayışı… Çocukluğumun Ramazan günlerini hatırladıkça, halen içim sıcacık duygularla dolar…

Okunan akşam ezanı sonrasında babaannemin namaz kılışını merakla izlerdim. Namazı bitirdiğinde ise bıraktığı tespihi alır, tespihin imame’ sinin merceğini gözüme dayar, Kâbe’ nin resmini görmeye çalışırdım. Hacıdan gelen bir tanıdığı hediye olarak getirmiş olmalıydı… O minicik yere resim nasıl sığdırılmıştı merak ederdim…

Büyüklerimiz iftar yemeğine, birkaç zeytin yiyerek ve su içerek başlarlardı. Onların Besmeleyi okuyup, bir iki lokma almasını bekledikten sonra  yemeğe başlardık…  Oruçlu olmasam da Ramazan’ı yaşamak iyi hissettirirdi… Annem tüm yemekleri şölene dönüştürürdü. Yemeklerinin güzel oluşunun ya da hep birlikte olmanın verdiği mutluluk vardı ama Ramazan bir başka hissettirirdi…  Ramazan deyince  aklıma gelen  Hacivat ve Karagöz oyunları da aynı şekilde bizleri mutlu ederdi… Televizyonların evlerimize yeni geldiği yıllardı; televizyondan seyrederdik Ramazan eğlencelerini…

Her akşamüstü iftar saatine yakın, komşu ablamla birlikte buzdolabı olmayan komşularımız için hazırladığımız  buzları dağıtırdık. Bize bunu yapmamızı  kimse söylememişti. Kimse bizden buz istememişti. Komşularımızın bu mutluluğunu paylaşmak bize çok iyi gelirdi… Onlar çok mutlu olurlardı. Kim bilir belki de ikramımızı kabul ederek, onlar da bizi mutlu etmek istemişlerdir…

Sahurda genellikle kahvaltı yapılırdı. O zamanlar küçük olduğumdan sahurları pek hatırlamıyorum. Bildiğim; sahurda babaannemin keseye koyarak kuruttuğu  karacaotlu (çörek otu) peynirden mutlaka olurdu… Ben o zamanlar, her gece yatarken bu kuru peynirden mutlaka yerdim… Faydası oldu mu bilmem ama diş hekimine ilk kez ikinci hamileliğimin çok sonrasında gitmiştim…

İftar yemeklerinde annemin yazdan hazırladığı tarhana çorbası mutlaka olurdu. Yanında da şu iftarlık ve sıcacık pidelerden… Tel şehriye, mercimekten de çorba, yoğurtlu ıspanak, makarna çeşitleri; yoğurtlu fiyonk makarna, kıymalı burgulu makarna, yine yazdan hazırlanmış erişte peynirle, erişteli ekşili kuru börülce, kuru fasulye, pilav, mevsimine göre hangi sebze varsa, sulu köfte, dolma, yaprak sarma, haftada bir balık, haşlanıp içi pirinçle doldurulup kızartılmış tavuk; tavuk pişirmek çok zahmetliydi o zamanlar; annemin tavuk tüylerini yolduğunu hatırlarım,  yoğurtlama, yufkasını annemin açtığı börek, kurabiye ve poğaça bazen sütlaç ya da muhallebi de olurdu… Yazdan kurutulmuş biber, bamya, patlıcanlardan da olurdu bazen yemekler… Kırmızı kuru biberin kızartmasını, ekşili kuru bamya yemeğini, ekşi ve sarımsakla yapılan kuru patlıcan dolmasını çok severdim… Halen de severim…

Ancak şimdilerde patlıcanları yaz aylarında içini oyup, ipe dizip kurutmakla uğraşmıyoruz. Nemli bölgede de kurutulmuyor; çabuk bozuluyor.  Pazardan, marketten  ya da  aktarlardan alıyoruz… O nedenle de bizler için basit bir yemek haline geldi. Basit ve güzel ama  ‘kuru’ dan oluşan bir yemek 🙂

Kuru Patlıcan Dolması:

Kuru patlıcanlar önce haşlanır.
Pirinç beyaz suyu gidene kadar iyice yıkanır.
Pirinç, soğan, taze veya kuru nane, maydanoz, domates veya püresi, biraz biber salçası, bir iki diş sarımsak, kırmızı biber, karabiber, tuz, sumak, zeytinyağının hepsi bir kapta karışır.
Sonrasında dolum işlemi yapılır.
Tencereye dizilen patlıcanların üzerine örtecek kadar  su (sıcak değil) konur. Kaynayana kadar yüksek ısıda, kaynadıktan sonra en düşük ısıda pişirilir.
(Sumak bol olduğu için ekşi fazla olabilir diye düşündüm ve pişirirken koymadım.)
Yerken veya pişirilirken nar ekşi sos ilave edilir.

Böylece eski Ramazan’ ların tadına da varılır.

İftar için; sadece yanında ayran ya da cacık ile birlikte bile doyurucu ve yeterli bir menü olabilir.

Afiyet olsun.

“Sağlığınız neşeniz hep yerinde ola, Ramazan’ınız mübarek ola…”

Penceremden İnciler

Yayınlayan

“İftarlık Pideler!” üzerine 4 yorum

  1. Demetciğim, çocukluğumdaki iftarlara gittim. Benzer yemekler, annem mübadil bir ailenin kızı Ayvalıklı. Ama babam Karadenizli, Çamlıhemşinli olduğu için sahurda, hoşaf, tereyağlı pilav illaki, bazen yanında kavurma da olurdu. Fırına yumurta götürürdüm bazen. Pidenin yumurtası bol olsun diye. Iftar yemeklerine gidilir, gelinir, çocuklara ayrı masa hazırlanır, ezanı duymadan, büyükler başlamadan başlamazdık. Sonrasında hemen çay tatlı meyve… Oyunlar oynardık; el el üstünde kimin eli var, yüzük saklamaca, bilmeceler, büyüklerden bazen komik, bazen örnek alınacak hikayeler… Bu gece kadir gecesi, dualarımız kabul olsun. Oruçtuk eşimle, şükür, Allah ne verdiyse ama bir şeyler farklı, eksik… Nur içinde yatsın büyüklerimiz, ne zenginmişiz onların varlığı ile…🤲🏻🤗❤🙋🏼‍♀️🇹🇷

    1. Aynı zamanda, 19 Mayıs Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun. Biz, iki Mustafa’yı da çok sevdik. Biri, Allah’tan başkasına kul olmamayı, diğeri,kula kulluk etmemeyi öğretti. Nurlarda uyusunlar …🤗❤🇹🇷

      1. 101 yıl dile kolay Didemcim. Neler, ne zorluklar yaşandı o yıllarda… Küllerinden yeniden doğmuş bir ülke… Çok şanslıyız. Bize düşense değerlerimizin kıymetini bilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir