Ocak Bitsin Artık

Her yeni başlayan yıla güzel dileklerle başlarız. 2020 için de güzel dileklerle başlamıştık oysa.

Ocak ayında ülkemizde ve dünyamızdaki haberlerin konu başlıkları yangın, sel, yanardağ patlaması, deprem, virüs salgınları ve kaos haberleri ile dolu geçti. Birçok insan, hayvan ve bitki canını yitirdi. Bunun için çok üzgünüz. Gerçi üzgünüz demek hiçbir şeyi çözmüyor ya da gidenleri geri getirmiyor. Sadece üzülüyoruz ve olanları elimiz kolumuz bağlı seyrediyoruz. Oysa yapabileceğimiz bir şeyler olmalı. Olanlarda insanın da rolü var. Ağaçları kesmek, yakmak, doğayı tahrip etmek bunların hiçbirinde masum değiliz. Bizim suçumuz. Dünyada herkese yetecek kadar yeterince kaynak varken, açgözlülük, bencillik, hep banacılık, çıkarcılık, merhameti unutmak, tüm insanlığı kocaman bir kaosa sürüklüyor.

Eleştirmek de yersiz. Neden mi? Çünkü zıtlıklar birbiriyle varolduğu için bunu da yaşamak zorundayız gibi. Savaş ve barış, iyi ve kötü, güzel ve çirkin, sevimli ve sevimsiz, merhametli ve merhametsiz ve daha bir çoğu… Bunu böylece olduğu gibi kabul edeceğiz sanırım. Oluş’u kabul edersek sabır daha kolay olacak. Artık bu şekilde kabul ediyorum ve bu şekilde bakıyorum. Kimse dünyayı ne daha güzel ne de daha kötü bir yer haline getiremez. Dünya değişmez… Dünyayı değiştirmeye çalışırsak dünyaya haksızlık ederiz. Çünkü değişmesi gereken dünya değil; değişmesi gereken insanlık. İşte tam da bu yüzden dünyaya haksızlık ederiz.

Bir resim kağıdı beyaz renktedir. Kara kalem ya da diğer renkler de olmasa resim kağıdı tek başına ne işe yarar? Renk ile şekillere kontur vermeseydik, şekil olur muydu, resim olur muydu? Farklı renkler hepsi birlikte bir bütün oluşturur. Tüm hepsini kullanarak ortaya sanat eserlerini çıkartırız. Bu eserlerin hepsinde kaos olmak zorunda değil. Bazen birbirine uymayan renklerle oluşan resimler, kendi içinde bir bütünlük oluşturabilir. Güzel olur.

Dünya sahnesinde iyi ve kötünün çekişmesi var. Tüm her ne oluyorsa altında bu yatıyor. İyi de var kötü de. Yani iki zıt birlikte var. Biz kötüleri asla iyi yapamayız. Bunun için boşuna zaman harcamamalıyız. Bu şekilde kabul edersek beklenti içinde de olmayız ve enerjimizi de boşuna tüketmeyiz. Sadece yapmamız gereken kötüye uymamak olur. Bu da insanlık için büyük bir kazanç olur. Yani niye böyle kötülükler oluyor diye düşünerek geçireceğimiz zamanı daha farklı amaçlar için kullanıp da, en azından herkes kendi üzerine düşeni yaparsa daha kazançlı çıkarız.

Tıpkı sokağınızdan geçen bir yabancıya, sokağa çöp attığında ona bunun yanlış olduğunu anlatmakla uğraşarak ya da zıtlaşarak geçen zamanda, o çöpü kendi çöplerimizle birlikte oradan alıp atmak gibi. Her seferinde sabırla ve beklenti içinde olmadan. Yüz kere de söyleseniz hiçbir şey değişmeyecek çünkü. Çöpü atan kişiyi değil sokağımızı düşüneceğiz. Herkes kendi kapısının önünü süpürse de asla süpürmeyenler de olacak. Sokaklar birleşip, mahalleleri, şehirleri, ülkeleri ve dünyayı oluşturur. Bu dünya hepimizin. Bir parmağımıza minik bir toplu iğne batsa, acının tüm vücudumuzda hissedilmesi gibi dünya da öyledir. Tüm olanları hisseder. Bir kıtada ağaçlar yok edildiğinde, diğer ucunda iklimlerin değişmesi gibi…

Ocak ayı, böyle olmadı! Ama yapacak bir şey yok. Olanları kabul etmek istemesek de oldu. Ocak ayını severim yanlış anlama ama bu sefer olmadı…

2020, umarım kalan ayların daha güzel olur ve ocak ayında olanları unutturur bizlere…

Penceremden İnciler

Yayınlayan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir