
Çok eski zamanlarda, Karia topraklarının kalbinde, Kral Seleukos’un oğlu Antiokhos için kendi eşinden ve krallığından gönüllü olarak vazgeçtiği o büyük “özverinin” üzerine kurulmuş bir şehir vardı: Stratonikeia.
Bu sessiz vazgeçiş, şehrin temellerine atılan ilk harçtı. Şehrin kalbinde, her bir sütunu gökyüzüne uzanan birer dilek gibi duran o muhteşem tiyatro yükselirdi. Rüzgar, bu bembeyaz mermerlerin arasından geçerken; gladyatörlerin naralarını, aşıkların gizli fısıltılarını ve bir zamanlar bu şehirde yaşayanların seslerini taşıyan kadim bir melodiye dönüşürdü. Zaman, nehirler gibi akıp geçti. Antik çağın görkemi yerini Osmanlı’nın, Selçuklu’nun izlerine; şehrin ismi ise Eskihisar’a bıraktı. Yüzyıllar boyunca bu topraklar evlere, bahçelere, çocukların oyun seslerine yuva oldu. Ancak 1957’nin o sarsıcı kışında, depremin gücüyle taş evler yoruldu ve Eskihisar halkı, şehrin biraz uzağındaki yeni yuvalarına göç etti. Ardından toprağın derinliklerindeki kömür, insanları bir kez daha yollara düşürdü; kimisi Gökçeada’nın rüzgarlı kıyılarına kadar savruldu.Bugün Stratonikeia, bembeyaz mermerleri üzerinde vakur bir sessizlik taşıyor. Oraya gittiğinizde, yıkık duvarların arasından geçen her esintide hala o eski şarkıyı duyarsınız. O şarkı; bir babanın oğluna armağan ettiği hayatı, depremin dağıttığı evlerin hüznünü, kömür uğruna terk edilen toprakları ve bambaşka iklimlerde kök salan insanların hatırasını mırıldanır.Stratonikeia, zamanın ve felaketlerin süzgecinden geçse de ruhu hiç ölmemiştir. Çünkü gerçek bir şehir, sadece sütunlardan ibaret değildir; o, üzerine kurulan medeniyetlerin, yaşanan göçlerin ve sevgiyle örülen tüm hikayelerin üzerine inşa edilmiş bir efsanedir.

https://www.penceremdeninciler.com/2025/08/11/mermerin-kalbindeki-sarki/