
Bir varmış, bir yokmuş… Şehirlerin en büyük şifahanesinin derinliklerinde, adına “Laboratuvar” denilen, cihazların hiç susmadığı bir diyar varmış. Bu diyarda çalışanlar, o bitmek bilmeyen uğultu korosundan dolayı bırakın birbirinin sesini, kendi zihinlerinin içindeki düşünceleri bile duyamaz hale gelmişler. İnsanlar artık konuşmayı unutmuş, sadece el işaretleriyle ve birbirinin gözündeki o “bu ses ne zaman bitecek?” yorgunluğuyla anlaşır olmuşlar.
Bir gün, bu diyardaki ak saçlı bir bilge, “Yahu,” demiş, “biz burada gürültüden kendi varlığımızı unuttuk ama yukarıdaki kulede oturan yöneticiler bizi sessiz modda çalışan robotlar sanıyor!”
Hemen gürültüyü süzen sihirli kulaklıklarını takmış. Ama ne görsün? Etraftakiler ona “laboratuvara uzaylı inmiş” gibi bakıp gülüşmeye başlamış. Bilge hiç istifini bozmamış, “Alay konusu olup akıl sağlığını korumak, sessiz kalıp delirmekten iyidir,” diye mırıldanmış. Ama asıl planı başkaymış.
Bir gece, yöneticilerin o halı kaplı, çıt çıksa yankı yapan toplantı odasına sızmış. Odanın dört bir yanına, sadece bilgelerin bildiği o huzurlu 432 Hz frekanslı masal kayıtları yerleştirmiş. Ertesi gün yöneticiler toplandığında, hoparlörlerden o evrensel uyumun sesi yayılmaya başlamış.
Masal bu ya; 432 Hz’in büyüsüyle yöneticilerin o katılaşmış algıları gevşemiş, kulakları ilk kez gerçekten açılmış. Tam o sırada bilge, alt kattaki o malum uğultu korosunu bir “canlı yayın” gibi odaya bağlamış. Huzurlu melodinin ortasına aniden dalan o metalik gürültü, odadaki kristal bardakları bile titretmiş.
İçlerinden biri kulaklarını kapatarak, “Yahu bu ne dehşet bir ses? Bizimkiler aşağıda bu fırtınanın içinde nasıl ‘şifa’ dağıtıyor?” diye haykırmış.
O günden sonra laboratuvara sadece yeni numuneler değil, en kalitelisinden ses yalıtımları ve bolca huzur gelmiş. Terzi sonunda kendi söküğünü dikmiş; yöneticiler de anlamış ki, gerçek verim ancak huzurla mümkündür, gürültüyle bastırılan hayatlarla değil.
Gökten üç kulaklık düşmüş; biri bu masalı gönül gözüyle okuyana, biri o koroda her gün mesai bitirene, biri de dünyayı sadece kendi sessiz odasından ibaret sananlara…
