
Güneşli bir günde, yemyeşil bir vadide yaşayan Ayşe, rengarenk çiçeklerle bezenmiş çayırda dolaşıyordu. Ayşe’nin kalbi iyilikle doluydu ve doğayı çok seviyordu. Çiçeklerin arasında neşeyle koşarken, etrafa gülücükler saçıyordu.
Ayşe, çiçekleri koklarken yerde kanadı kırık bir serçe yavrusu fark etti. Küçük serçe çaresizce ötüyor, uçmak için çırpınıyordu. Ayşe’nin merhametli kalbi hemen harekete geçti. Dikkatle serçenin yanına oturdu ve onu nazikçe eline aldı.
Ayşe, serçe yavrusunu dikkatlice güvenli bir yere taşıdı. Cebinden çıkardığı ekmek kırıntılarını serçeye uzattı ve su verdi. Her gün düzenli olarak serçeyi ziyaret etti, ona yiyecek taşıdı ve kanadının iyileşmesini umutla bekledi. Birkaç gün sonra serçenin kanadı güçlenmeye başladı. Sonunda, bir sabah serçe ilk uçuşunu Ayşe’nin omzundan vadinin semalarına doğru yaptı. Ayşe’nin mutluluğu gözlerinden okunuyordu. O günden sonra Ayşe ve küçük serçe, vadinin en yakın iki arkadaşı oldular.
Not:
Çocukken bu hikayenin benzerini yaşamıştım. Kompozisyon defterime de yazmıştım. Defterimi uzun yıllar saklamıştım. Temizliği biraz abarttığım için şimdi defterim yok 🙁
Bugün dünya dostluk günüymüş. Kutlu olsun.