Çok Acil Şeytan Tırnağı Vakası

Skeç: Çok Acil Şeytan Tırnağı Vakası

Karakterler:

 * Hayati Bey: 50’lerinde, her şeyi abartmaya meyilli, dünyanın en acil hastası olduğuna inanan bir adam.

 * Meral Hanım: Hayati Bey’in eşi, onun gazıyla daha da panik olan bir kadın.

 * Hemşire Zeynep: 30’larında, artık her şeyi görmüş, çelik gibi sinirlere sahip, bıkkın ama profesyonel triyaj hemşiresi.

 * Doktor Can: 40’larında, 30 saattir uykusuz, hayattan bezmiş, ironi ve sarkazmı anadili gibi konuşan acil tıp uzmanı.

 * Yapışkan Adam: Yüzüne japon yapıştırıcısıyla telefon yapışmış, sessizce sırasını bekleyen bir adam.

(Sahne: Devlet hastanesinin kalabalık ve gürültülü acil servisi. İnsanlar inliyor, çocuklar ağlıyor, bir anons sesi sürekli bir şeyler anons ediyor. Triyaj masasının arkasında Hemşire Zeynep, ruhsuz bir ifadeyle bilgisayara bakmaktadır. Sahneye Hayati Bey ve Meral Hanım fırtına gibi girer. Hayati Bey, sağ elinin işaret parmağını havada tutarak sanki kopmak üzereymiş gibi acı içinde kıvranmaktadır.)

Hayati Bey: (Bağırarak) DOKTOR YOK MU DOKTOR! HASTA ÖLÜYOR! MÜDAHALE EDİN!

Meral Hanım: (Ağlamaklı bir sesle) Yetişin ne olur! Kocam gidiyor, gözlerimin önünde eriyor!

(Hemşire Zeynep, gözünü bilgisayardan ayırmadan, yavaşça başını kaldırır. Yüzünde “yine mi?” ifadesi vardır.)

Hemşire Zeynep: Beyefendi sakin olun, sıradan alıyoruz. Şikayetiniz nedir?

Hayati Bey: (Triyaj masasına doğru sendeleyerek gelir, parmağını hemşirenin gözüne sokacak gibi uzatır.) Şikayet mi? Görmüyor musun hemşire hanım, görmüyor musun bu ızdırabı? Parmağım! Parmağım gidiyor! Hayati tehlikem var!

Meral Hanım: Şeytan tırnağı oldu, bütün gece zonkladı. Tansiyonu fırladı kocamın, ben ölçtüm!

Hemşire Zeynep: (Parmağa bir saniye bakar.) Anladım. Bir şeytan tırnağı vakası. TC kimlik numaranızı alayım.

Hayati Bey: Ne kimliği! Ne sırası! Kırmızı alan, kırmızı alan! Direkt içeri alın beni! Bakın, damarım atıyor burada, hissedebiliyorum! Kangren olacak bu, kesecekler parmağımı! Piyanist olacaktım ben, hayallerim yıkılacak!

Meral Hanım: Piyanoyla ilgisi yok hayatım, bakkalsın sen.

Hayati Bey: Olsun Meral! İnsan hayal kuramaz mı? Bu parmak benim her şeyim!

Hemşire Zeynep: (Sakinliğini bozmaz, sisteme bir şeyler girer.) Beyefendi, durumunuzun aciliyeti yeşil alan. Şu tarafa geçip monitörden isminizin yanmasını bekleyin.

Hayati Bey: NE? YEŞİL Mİ? BU VAHŞETE YEŞİL Mİ DİYORSUNUZ? İnsan hayatı bu kadar ucuz mu bu memlekette! Ben şimdi CİMER’e yazmaz mıyım sizi!

(Hayati Bey ve Meral Hanım söylene söylene bekleme alanına geçerler. O sırada yüzüne japon yapıştırıcısıyla telefon yapışmış olan Yapışkan Adam, sakince Hemşire Zeynep’e yaklaşır.)

Yapışkan Adam: (Sesi boğuk çıkar) Hanımefendi… ben… gözlüğümü yapıştırıyordum… telefon çaldı…

Hemşire Zeynep: (Adamın yüzüne bakar, bir an duraksar, sonra gayet normal bir şeymiş gibi) Anladım. Sizi kırmızı alana alalım. Sedye!

(Bir sedye gelir ve Yapışkan Adam hemen içeri alınır. Hayati Bey bunu görünce çıldırır.)

Hayati Bey: İNANAMIYORUM! ADALET BU MU? YÜZÜNE TELEFON YAPIŞTIRAN ADAMI ALIYORLAR, BENİM BURADA HAYATİ TEHLİKEM VAR! BU PARMAK GİDERSE DEVLETİN KAYBI BÜYÜK OLUR!

Meral Hanım: Hakkımızı yiyorlar Hayati!

(Aradan iki saat geçer. Hayati Bey artık koltuğunda sızlanmaktadır. Sonunda monitörde ismi yanar: HAYATİ ÇOKACİL – YEŞİL ALAN – POLİKLİNİK 2)

Hayati Bey: (Zafer kazanmış komutan edasıyla) SONUNDA! ADALET TECELLİ ETTİ!

(Hayati Bey, Doktor Can’ın odasına dalar.)

Hayati Bey: DOKTOR BEY! Sonunda size ulaşabildim. Az kalsın kaybediyorduk birbirimizi. Bakın…

(Parmağını uzatır. Gözleri yaşlıdır. Doktor Can, yüzünde dünyanın bütün yorgunluğuyla sandalyeye gömülmüş bir haldedir. Gözlerinin altı mordan hallicedir.)

Doktor Can: (Gözlerini parmağa odaklamak için büyük bir çaba sarf eder.) Evet… görüyorum… Tipik bir Paronychia Minor Vulgaris vakası. Hem de terminal evreye çok yakın.

Hayati Bey: (Gözleri büyür) Gördünüz mü! Ben demedim mi! Latince konuştun, durum ciddi demek ki! Ne yapacağız doktor bey? Ameliyat mı? Parmağı kurtarabilir miyiz?

Doktor Can: (Masasının çekmecesini yavaşça açar. İçinden bir tırnak makası ve bir yara bandı çıkarır. Onları masaya koyar.) Çok komplike bir operasyon olacak Hayati Bey. Önce… şu çıkıntıyı eksize edeceğiz. (Tırnak makasını gösterir.) Sonra… steril bir kapama materyali ile bölgeyi dış etkenlerden koruyacağız. (Yara bandını gösterir.)

Hayati Bey: (Bir tırnak makasına, bir yara bandına bakar.) Bu mu yani?

Doktor Can: (Ruhsuz bir gülümsemeyle) Bu. Reçetenize bir de antibakteriyel etkili sabunla günde üç kez yıkamanızı yazıyorum. Ağrınız olursa Parol içebilirsiniz. Geçmiş olsun. Dışarıda yüzüne güvercin yuva yapmış bir hasta bekliyor, onu almam lazım.

(Hayati Bey donakalır. Meral Hanım kapıda belirir.)

Meral Hanım: Ne dedi Hayati, neyin varmış?

Hayati Bey: (Hâlâ şokta, fısıldayarak) Çok ciddi bir şeymiş Meral… Latince… Parol içecekmişim…

(Hayati ve Meral odadan çıkarken Hemşire Zeynep anons yapar.)

Hemşire Zeynep: Sıradaki hasta, Lütfü Sakin… Şikayeti: İki yıldır geçmeyen hıçkırık…

(Doktor Can, başını masaya vurur. Perde.)

https://youtu.be/w0Xvc6gUgZA?si=8Ap74FhcC53oS7-H

Penceremden İnciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir