Sınıf anneleri ve öğretmenle kanka olan veliler, çocuk doktoru bir şey dese de üzerine çullansam velileri, çocuklarınız ile şimdi biz uğraşıyoruz…
Kendi çocuklarıma bakarak X ve Z kuşağına toz kondurmuyordum. İki buçuk yıl ara verdikten sonra yeniden çalışmaya başladığımda bambaşka bir dünyaya uyandım: Saygısız bir nesilin oluştuğu bir dünya!
Okumayan, kendini geliştirmeyen bir nesil ile nereye varacağız?
Şimdi başka bir konuya atlayacağım; aslında bağlantı var ve yazının sonunda ne demek istediğim anlaşılacak…
Halsiz misiniz?
Yorgun musunuz?
Güne başlamak, uyanmak zor mu geliyor?
Unutuyor musunuz?
Erteliyor musunuz?
Mizaç değişikliği mi yaşıyorsunuz?
İnsanlara tahammülünüz mü azaldı?
Sinirli misiniz?
Mutlaka bir ikisi var diyorsanız öncelikle;
D vitamini
B12 Vitamini
Demir
Folk Asit
Magnezyum gibi mineral eksikliklerinizi yerine koyun derim.
Olaya bu gözle bakınca insanları suçlamayı bırakıyorum.
Neden mi?
Topraklarımız bozuldu. Beslenme bozuldu. Gıdalardan almamız gerekenleri yeterince alamıyoruz. İşte bu durum mizacı da etkiliyor…
Yazının girişinde bahsettiğim çocukların neredeyse hepsinde Dvit, B12, Demir eksikliği var. Bunun iş verimine yansıması da olumsuz…
İş yerimde hergün bu cümleleri kuruyorum. Ara sıra da “Kurt kocayınca, köpeklerin maskarası olur” Atasözünü söyler de buluyorum kendimi, ama üzerine düşündüğümde incelediğimde işin aslı daha farklı yerlere götürüyor beni…
Bir önceki yazımda D3 vitaminin güneşin uv ışınları etkisiyle deride sentezlendiğini yazmıştım. Mart’dan Ekim’e haftada en az üç gün 15-20 dakika güneş almak, bu nedenle çok önemli. Bizler gölgede, binaların içinde serin yerlerde durmayı seviyoruz. Üstüne üstlük pandemi döneminde evlere hapsedildik. Belki bu yüzden bu kadar çok kişide D vit düşüklüğü görüyoruz. Bu düşüklük bağışıklığımızı olumsuz etkiliyor.
Ülkece bağışıklığımızın artması çok önemli! Çünkü bu durum mizacımızı, duygudurumumuzu da etkiliyor… Psikolojik bağışıklığımızın ve psikolojik direncimizin artması çok ama çok önemli!
Peki, tüm bunların çözümü ne olmalı?
Tarlalarımıza sahip çıkmak; gerekirse içine prefabrik evler veya tinny hause denen evlerden koymak, ama illa ki kendi suyumuza sahip olmak ve kendi ürünümüzü yetiştirmek!
Tüm hepsi çok ama çok önemli, çünkü gelecekte güzel evleri ve binaları yiyemeyeceğiz ne yazık ki…
Ekonomi kötü olur, tarım ve hayvancılık da kalmazsa halimiz nice olur?
Atatürk geleceği öngören bir liderdi. ‘Di’ li geçmiş zaman kullandım; ancak Atatürk etkisi hala devam eden bir lider.
O zaman “Tarımı ihmal etmeyin!” Deyişine değer verelim!
Bizler aslında cehaletle uğraşıyoruz… Onun için de özellikle gençlerin okuma alışkanlığı edinmesi gerekli! Bilgi ise güçtür. Bilginin önemine varan, kendilerini sürekli geliştiren nesiller ise asla kocamaz!
Sonuç olarak bizler “İlim Çinde’ de olsa gidip alın!” Diyen bir ümmetin evlatlarıyız. Bilgiye ulaşabilmek için ‘beslenme’ ye çok ama çok önem verelim!
Ve
Ayarlarımıza geri dönelim!
“Türk milleti zekidir! Türk milleti çalışkandır! ” (Atatürk)
Sözü de boş yere söylenmemiştir değil mi? …