Gümüş İplik ve Sahur Vakti

Bir Ramazan gecesi küçük Elif, ezan sesiyle uyanıp dedesinin hâlâ sofrada olduğunu görünce şaşkınlıkla fısıldamış:

— Dedeciğim, ezan okundu, komşular ışığı söndürdü. Sen neden hâlâ yiyorsun? Orucu unuttun mu?

Dedesi Elif’i pencereye çağırıp dışarıdaki zifiri karanlığı göstermiş:

— Bak kuzum, şehirdeki amcalar “Işıklar engel olur, siz göremezsiniz” diyerek ezanı erkene okuyor, Allah’ın bize hediye ettiği vakti “garanti olsun” diye erkenden bitiriyorlar. Oysa Allah bize, “Beyaz iplik siyah iplikten SİZCE ayırt edilinceye kadar yiyin” buyurur. Yani bu kararı senin gözüne, senin iradene bırakmıştır.

Elif, “Ama erkene çekmek daha güvenli değil mi?” diye sorunca dedesi saçını okşamış:

— Elifim, “Dinde zorlama yoktur.” Allah bize bu vakti kolaylık olsun diye vermiş ve bize güvenmiştir. Allah’ın helal kıldığı bir zamanı, kulların kendi korkularıyla yasaklayıp dini zorlaştırması, O’nun koyduğu sınırı erkene çekmesi doğru olmaz. Bizim ölçümüz insanların saati değil, Allah’ın gökyüzüne çizdiği o gümüş çizgidir.İkisi birlikte, ufukta o incecik beyaz iplik siyah iplikten ayrılana dek huzurla sahur yapmışlar.

Gökten üç elma düşmüş; biri bu masalı anlatana, biri gökyüzüne bakmayı unutmayanlara, biri de hayatı zorlaştırmadan, tadını çıkarabilenlere…

Penceremden İnciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir