Işıklı Ülke

Bir varmış, bir yokmuş… Zamanın eli henüz toprağa değmemişken, Anadolu’nun güneyinde güneşin her sabah ilk önce öptüğü, denizin ise gümüş bir tepsi gibi uzandığı “Işıklı Bir Ülke” varmış. Bu ülkenin adı Telmessos’muş. Sakinleri öyle hür, öyle bağımsız ruhluymuş ki, gökyüzündeki kuşlar bile onların özgürlüğüne gıpta edermiş. Günün birinde, doğudan dev bir gölge gibi Pers orduları gelmiş. Telmessos’un kalbi Xanthos’ta çarpan halk, teslimiyetin zincirini boyunlarına takmaktansa, ruhlarını gökyüzüne bırakmayı seçmişler. “Bizi esir alamazsınız,” demişler rüzgara; “ancak küllerimizi bulabilirsiniz.”
İşte o gün, sadakatin ve özgürlüğün efsanesi tarihin altın sayfalarına kanla değil, onurla yazılmış. Zaman geçmiş, asırlar devrilmiş… Şehrin sırtını yasladığı o yüce dağlara, gökyüzüne ulaşmak ister gibi yüz basamaklı merdivenler oyulmuş. Devrin en asil ruhları, Kral Amintas’ın gözetiminde bu kaya mezarlarına yerleşmişler. Onlar orada sonsuz uykularındayken, taş duvarların arasına bir fısıltı gizlenmiş: *”Beni bulamazsan eşyalarımı bulacaksın, parmak izlerimiz değecek birbirine...”* Bu sadece bir şiir değilmiş; Telmessos’un binlerce yıl sonra oradan geçecek olanlara bıraktığı kadim bir randevuymuş. Dünya dönmeye devam ederken Roma gelmiş, bu uzak diyara “Makri” demiş. Osmanlı döneminde ise dil dönmüş, şehir “Meğri” adını almış. Meğri ve çevresi beş kadının adaletiyle yönetildiği için halk buraya “Beşkaza” da dermiş. O yıllarda Kayaköy’ün yamacına, birbirinin ışığını asla kesmeyen, matematiği sevgiyle dokunmuş iki katlı taş evler dizilmiş. Rumlar ve Türkler aynı denize bakmış, aynı rüzgarı koklamışlar. Ancak savaşın soğuk nefesi gelince büyük bir mübadele fırtınası kopmuş; gidenler arkalarında sessiz kiliseler, gelenler ise alışamadıkları yamaçlar bırakmış. Kayaköy, birbirine değemeyen ellerin ve yarım kalmış türkülerin şehri olarak sessizliğe bürünmüş.Takvimler 1914’ü gösterdiğinde ise toprağın yazgısı bir kez daha değişmiş. Gökyüzünden süzülen bir kahramanın, Şehit Fethi Bey’in kanat sesleri şehre yeni bir ruh üflemiş. O günden sonra bu ışıklı topraklar, onun anısına sonsuza dek “Fethiye” olarak mühürlenmiş.

Penceremden İnciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir