Ruhun Meydanındaki Büyük Sessizlik


Evvel zaman içinde, kalbin uçsuz buçsuz bir meydan olduğu, her duygunun bir surete bürünüp o meydanda yer tuttuğu bir diyar varmış. Bu meydanın sahibi olan Yolcu, bir gün omuzlarında görünmez bir pelerinle, adımları ağırlaşmış bir halde meydana girmiş. Bakmış ki meydanın tam ortasında, ona hem çok tanıdık gelen hem de ruhunu sarsan bir Gölge duruyor. Yolcu bu Gölge’ye ne zaman baksa, boynunda bir düğüm, sol elinde ince bir sızı, zihninde ise tarifi zor bir baskı hissedermiş. Gölge’nin hemen yanında ise Karmaşa durur, o her yaklaştığında Yolcu’nun alnında terler birikir, nefesi daralırmış. O an Yolcu anlamış ki bu kalabalık, onun kendi içindeki eski seslerin, bitmemiş borçların ve ağırlaşmış bağların suretiymiş.
Meydanın en vakur köşesinde ise, hiç sarsılmadan duran bir Bilgelik yükselmiş ve o meşhur mührünü toprağa vurarak fısıldamış: “Varlığım bir kâr, yokluğum ise bir zarardır.” Bu söz, Yolcu’nun içindeki o titreyen ruhu ayağa kaldırmış. Kimseye bir diyet borcu olmadığını, sadece var oluşunun bile bu meydanı aydınlatmaya yettiğini ilk kez o an fark etmiş. Yolcu, artık pelerininin ağırlığından kurtulmaya karar vermiş; o sarsıntılı gölgeyle ve ona yük olan tüm yabancı silüetlerle tek tek helalleşmiş. Onları nazikçe meydanın dışına, kapıların ardına uğurladıkça, ruhunun toprağı nefes almaya başlamış. Kapılar kapandığında meydana yumuşak bir ışık süzülmüş; o eski baskı yerini derin bir ferahlığa, o sızılar ise ılık bir akışa bırakmış. Yolcu, Dünya’nın tam merkezinde durup başını göğe kaldırmış; çok yorgunmuş ama bu yorgunluk, bir düğümü çözmüş olmanın huzurlu ve mağrur yorgunluğuymuş. Artık meydanda ne bir ses ne de bir baskı kalmış; sadece kendi ruhunun o eşsiz ve özgür şarkısı yankılanıyormuş.

Yazarın Notu:

Bu anlatı, bir ruhun kendi kalabalığından sadeleşme, başkalarına ait yükleri asıl sahiplerine iade etme ve kendi merkezine yerleşme hikayesidir. Bedenin verdiği her ağrı (o sol el sızısı, o boyun sıkışması), aslında ruhun “Burada bana ait olmayan bir şey var” deme biçimidir. “Varlığım kâr, yokluğum zarar” cümlesi ise kibirden uzak, saf bir öz-değer beyanıdır; insanın kendi biricikliğini ve hayat sahnesindeki silinmez imzasını kabul edişidir. Bağlarını kesen, helalleşen ve meydanı sadece kendi ışığına açan her yolcu, sonunda o yorgun ama mağrur huzura kavuşur. Çünkü asıl zafer, başkalarını yenmek değil, başkalarının sende bıraktığı gölgeleri dağıtabilmektir.

Penceremden İnciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir