Babaannenin Çeyiz Sandığı

Babaannenin Çeyiz Sandığı                                                                       Ah güzelim çam ağaçları. Yanarsanız n’aparız; kolay mı yetişiyor bir ağaç? Yangın nerede mi? Hemen söyleyeyim, çırçır fabrikasının pamuk deposunda… Off ki off… Pamuklar için için de yanar… Peki, çam ağaçlarıyla ne alakası var? Fabrikanın bahçesinde depo, deponun yanı başında bir çamlık… Çamlıkta bir ev… Evde bir sandık… Sandıkta bir babaanne diyeceğim olmaz… Sandığın üzerinde bir babaanne… Kiminin babaannesi kiminin de Tekkaş ninesi… Eee ne olmuş, nasıl olmuş?…

Anlatıvereyim o zaman:

Ecem: “Babaanne! Neredesinn! Babaanneeeeee!!!!!”
Bahar: “Ninee! Ninee!”
Yeliz: “Bahar, Tekkaş Nine’nin çamlıktan çıktığını görmedim. Yangın ha geldi, ha gelecek çamlara”
Bahar: “Yeliz sen bakarak ol, ben bir koşu gidip alacağım Tekkaş Nineyi”
Yeliz:” Ben de geleyim mi?”
Bahar: “Yok, sen burada kal. Herkes telaşlı zaten. Gelemezsem diğerlerine söylersin”
Yeliz: “Tamam, dikkatli ol ama!”

Bahar hızla Tekkaş Ninesinin yanına gider.

Bahar: ”Nine, sen n’apıyorsun burada? Yangın gelmek üzere. Burası çok tehlikeli!”
Babaanne: “Ben buradan kalkamam”
Bahar: “Nine olmaz, çok tehlikeli burası”
Babaanne: “Bu Ecemin çeyiz sandığı. Onu almadan gitmem!”
Bahar: “Nine gitmemiz lazım”
Babaanne: “Bunlar torunumun”
Bahar: “Ninem canından önemli mi? Gitmemiz lazım!”
Babaanne: “Gidemem”
Bahar: “Nine kusura bakma, gel bakalım kucağıma, seni götürmem gerek”
Bahar Tekkaş Ninesini dinlemeden kucaklar ve dışarı çıkarır. Onları Yeliz karşılar.
Yeliz: “Babaannem sen neredeydin? Ecem’in sana seslenmekten sesi kısıldı”
Bahar: ” Yeliz, nine Ecemin çeyiz sandığı da sandığı diye tutturdu. Zorla kucakladım, kaptım getirdim. Ona kalsa gelmeyecekti. ”
Yeliz: “Ecemi de Ayşelere götürdüler. Babaanneyi de yanına götürelim.” …

Gel zaman git zaman, üzerinden yılllarr geçer… Bahar ve Ecem aradan geçen onlarca yıldan sonra bir gün buluşurlar. Bahar, Ecem’e yangın gününde yaşadıklarını anlatır.

Ecem: “Babaannem aramızdan ayrılalı uzun yıllar olsa da; yangın akşamını ve babaanneme seslenişimi unutamadım. O gece beni duyup duymadığını bile bilmiyorum Bahar”
Bahar: “ Duysaydı; herhalde etkilenirdi diye düşünüyorum Ecem”
Ecem: “Filmin son sahneleri yok… Kopmuş bende… Sen anlatmasaydın da hiç öğrenemeyecektim ”
Bahar: ”Tekkaş Ninenin sandığın üzerindeki o hali hiç gitmiyor gözümün önünden”
Ecem: “Sağ olasın Bahar, yeniden görüşebilmek ne güzel oldu”
Bahar:” Evet, güzel oldu Ecem. Tekkaş Ninemi de anmış olduk. Onun da ruhu şad olsun” …

Ecem, Bahar ile buluştuğu günden bir iki gün sonra, işyerinde çalışırken arkasından gelen garip bir ses duyar. O kadar korkar ki; arkasına bakmadan kaçar. Daha sonra oturup soluklandığında, yaşadığı şeyi anlamlandırır. Duyduğu sesin dışarıdan olmadığını; kulağının içinden geldiğini fark eder… Bu ses, açılma sesi gibidir. Basınç farkında kulaklarda duyulan açılma sesine benzeyen, fakat daha şiddetli olan bir ses…

Ecem işi bitince eve gider. Koltuğa oturur ve oğluyla konuşmaya başlar.
Daha önceleri yüksek sesle, hızlı ve heyecanla konuşurken, sakin ve alçak sesle konuşmaya başlayan ve heyecanlı yapısının da yerini sakinliğe bırakmış olan annesinin bu durumunu fark ederek,

“Anne senin fabrika ayarlarınla mı oynandı” diyen oğlunu “kulağımdan ses geldi, yıllarca tıkalı olan kulağım açıldı” dese inandıramayacaktı. Onun yerine:

“Yaşanan travmalar, üzerinden uzun yıllar geçse de, insanı etkilemeye devam ediyor… Çözülene kadar da bir şekilde iz bırakıyor… Buna neden olan da, bilinçaltında zaman kavramının olmaması… Makara aynı ipi sarıyor; plak aynı müziği çalıp duruyor… Yani bilinçaltı travmanın olduğu ana takılı kalıyor. Bazen sadece farkına varmak bile, iyileşme için yeterli oluyor… İşte benim yaşadığım da tam böyle bir şeydi ” dedi.

Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevete de hemen yatalım uyuyalım. Gökten üç elma düştü. Üçünü de yiyelim. Hangimiz önce kaparsak artık 🙂 🙂

Penceremden İnciler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir