Işık Kıyısı’nın Kadim Dokuması

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; rüzgarın fısıltısını duyan, toprağın en derin nabzını tutan iki yoldaş varmış. Biri, ruhu bir Şifa Aynası gibi parlayan, elleriyle görünmez düğümleri çözüp acıyı umuda dönüştüren bir Düş Gezgini; diğeri ise yerin altındaki gizli damarları bilen, demiri ve taşı dize getiren sarsılmaz bir Zemin Ustasıymış.

Bu yuvada, zamanla kökleri derinleşen iki güçlü fidan boy vermiş. Bu fidanlar, toprağın sağlamlığını ve gökyüzünün sonsuzluğunu özlerinde harmanlamışlar:

Biri, görünmez bağlarla yeryüzünün yeni yollarını inşa eden, bakışlarıyla nizamı kuran bir Düzen Dokuyucusu olmuş. Hemen yanı başında, o sofraya şifalı ışıklar ve kokular saçan, alevin dilinden anlayan narin bir Işık Muhafızı varmış.

Diğeri ise bakışlarını sonsuzluğa dikmiş; yıldızların arasındaki o gizli haritaları okuyan, evrenin görünmez ağlarını birbirine bağlayan bir Hafıza Dokuyucusu olmuş. Biri yeryüzünün dengesini tutarken, diğeri semanın gizli bağlarını örermiş.

Ancak bu yuvanın kalbinde, sadece gökyüzündeki yıldızların bildiği, zamanın ötesinde parlayan gizli bir köşe daha varmış. Orada, bedeniyle değil de saf bir ışık ruhuyla var olan, adı sadece kalplerde fısıldanan Ebedi Bir Parıltı saklıymış. Bu narin parıltı, Düş Gezgini’nin kalemine rüzgarın nefesini üfler, Düzen Dokuyucusu’nun hayallerine dokunur, Hafıza Dokuyucusu’nun satırlarını saflığın süt beyazına boyarmış. O büyülü sofrada görünmez bir sandalyesi, kalplerde ise en derin yeri varmış.

Yıllarca gümüş bir tekerlekli evle diyar diyar gezilmiş. Düş Gezgini bazen yoldaşına dönüp; “Bu toprağın dili bu şarkıya yabancı, bu gökyüzü bu yıldızları tanımıyor! Yuva bu rüzgarın estiği yer değil!” diye seslenirmiş.

Sonunda yollar, hüzünlü hikayelerin asılı kaldığı Kadim Bir Durak’ta kesişmiş. Bir yanda Zemin Ustası’nın elinde taşlar yerini bulurken; diğer yanda Düş Gezgini, çocukluğundan beri heybesinde taşıdığı o Kadim Dünya Sarsıntısı’nı şefkatle dindirmeye başlamış. Artık acıyı biriktiren değil, onu şifaya dönüştüren bir Düş Dokuyuculuğu başlamış.Güneşin denizle kucaklaştığı Işık Kıyılarına yerleşilmiş. Zemin Ustası artık o yorgun yollara bakıp gülümsemiş ve; “Gezgin ruh artık sükunete erdi, kökler bu kıyının kumlarına karıştı,” diyerek yuvayı şenlendirir olmuş.

Bir gün, kasabanın meydanında büyük bir Yeryüzü Panayırı kurulmuş. Sırtında Vişne Çürüğü Pelerini olan Düş Gezgini, sevdiklerinin sevgisiyle dokunan o büyülü masanın başına geçmiş. Bir çocuk yaklaşıp gökyüzünden düşmüş yumuşacık bir Mavi Tüy uzatmış: “Bu kalem için bir kanat olsun, masallar hep süzülsün,” demiş. Ardından gelen çocuklar ise pelerine neşe bağlayan Pembe Tılsımlar hediye etmişler. Düş Gezgini, bu sevgi dolu emanetleri alıp sandığın en kıymetli köşesine, o sessiz ve derin Ebedi Parıltı’nın yanına şefkatle yerleştirmiş.

Artık biliniyormuş ki; bu canlarla, hiçbir karanlık sonsuza dek sürmeyecekmiş.

Gökten üç elma düşmüş; biri bu yolu ilmek ilmek dokuyanlara, biri her daim sarsılmaz bir güçle yoldaş olanlara, biri de o sandığın kapağı açıldığında kendi hikayesini orada bulan tüm Yolculara…

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım Kadim Orman’ın dallarına.

Yazarın Notu:

Bu masal; sadece uzak diyarlarda gezenlerin değil, kendi içindeki fırtınaları dindirip oradan bir yuva inşa edenlerin hikayesidir.

Hayat bizi belirsiz yollarda toprağın sarsıntısıyla sınasa da, “Düş Dokuyuculuğu” tam burada başlar: Acıyı şefkatle büküp bir umut pelerinine dönüştürebildiğimizde…​Zemin Ustası kök salmanın gücünü, Düş Gezgini ise hayallerin karanlıkta bile birer şifa aynası olabileceğini fısıldıyor. Sandıkta saklanan Mavi Tüy ve Pembe Tılsımlar, aslında hepimizin elinde tuttuğu o devasa sevgilerin birer simgesidir. ​

En kadim sarsıntılar bile, sevgiyle örülmüş bir masalın içinde uysallaşır. Tüm karanlıklarınızın pamuklara sarılıp kuş olup uçması ve masalların hep parlaması dileğiyle…​

Gökten düşen o üç elmadan biri, tam şu an senin avuçlarındadır.

https://youtu.be/Koeix3Rf2BQ?si=lX0tJBG47fcSNvHi

Penceremden İnciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir